Archive | Ağustos 2017

25 SORUDA OKUL KORKUSU VE YAPILMASI GEREKENLER

1-Okul fobisi nedir?
– Okula gitme korkusu olarak tanımlayabiliriz. Çocuk, okulda kendini güvende hissetmeyeceğine inanır ve bu nedenle okula gitmemek için direnç gösterir.
2-Hangi yaşlarda daha sık görülür?
– Genellikle okula başlama çağına gelmiş çocuklarda. Bu okul öncesi eğitim ya da ilköğretim kurumlarına başlarken olabilir.


3-Ne zaman olur?
– Okulların açıldığı dönemlerde daha çok hissederler.
4-Neden olur?
– Her çocuk okula başlamak gibi büyük değişimlere farklı şekilde tepki verir. Bazı çocuklar bu değişimden memnundur ve hiçbir uyum sorunu yaşamaz. Bazı çocuklar içinse anne-babadan uzaklaşmak, kalabalık bir yerde bulunmak, ebeveynlerinden farklı yetişkinlerin sorumluluğunda olmak büyük bir korku kaynağıdır.
5-Ne kadar sürer?
– Çoğu çocuk okullar açıldıktan sonraki ilk bir ay içinde sorunu çözmüş olur. Ancak bazıları için biraz daha  uzun sürebilir.
6-Sabahları görülen karın ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetler okul fobisinin belirtileri olabilir mi?
– Bu tür fiziksel şikayetler için korkunun sonucu diyebiliriz.
7-Bu tür tepkiler veren çocuğa nasıl davranılmalı?
– Ebeveynlerin sakin ve anlayışlı olması faydalı olur. Kaygı ve korku ne kadar bulaşıcıysa rahatlık da o kadar bulaşıcıdır.
8-Daha çok hangi çocuklarda yaşanır?
– Ancak bazı anne babalar çocuklarının güvenliği konusunda fazla kaygılıdır ve bu nedenle çocuklarını yalnız bırakmak istemezler. Bu durum çocuğun, anne ve babadan uzaklaştığı anda kendini tehlikede hissetmesine neden olur. Bu şekilde büyüyen çocukların okul korkusu yaşama ihtimali yüksektir. Ayrıca travmatik yaşantıları olan çocuklarda da buna benzer korkular daha sık görülür.
9-Başka ne tür belirtileri olabilir?
– Okula gitmekten korkan çocuklar genellikle bunu açıkça ifade eder. En açık belirti budur. Ayrıca huzursuzluk, okula gitme saatinde artan agresyon, karın ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar, uyku problemleri ve kötü rüyalar, okul korkusunun belirtileri arasında sayılabilir.
10-Ara sınıflarda görülür mü?
– Evet ama burada korkunun altında yatan şey genellikle bir yaşam olayıdır. Kayıp, boşanma, taşınma, ağır bir hastalık, daha önce okul arkadaşları veya öğretmenleriyle yaşamış olabileceği bazı şeyler çocukların ara sınıflarda okul korkusu geliştirmesine yol açabilir.
11-Peki ilerleyen yaşlarda?
– Aynı sebepler geçerli çünkü çocukların hayatındaki büyük değişimler önemlidir.
12-Peki böyle durumlarda yine sakin olmak yeterli mi?
– Evet, sakin ve kararlı olmak sorunun çözümündeki en önemli anahtar. Ayrıca bu dönemde,  “Ben de okula ilk gittiğimde biraz korkmuştum, böyle durumlarda bazen hepimiz korkarız, nasıl hissediyorsun?” gibi ifadeler kullanmak çocukların rahatlamasına ve anlaşıldıklarını hissetmelerine yardımcı olur.
13-Öğretmenler nasıl yaklaşmalı?
– Benzer şeyler öğretmenler için de geçerli. Rahat, iletişime açık ve güler yüzlü görünmek çocukların kendilerini güvende hissetmesine yol açar.
14-Çocuk istemiyorsa o gün yine de ısrarla okula götürmeli mi?
– Bu sorunun cevabı çocuğun yaşına göre değişir. Eğer 3-4 yaşlarında ve okula gitme konusunda fazlasıyla tepkili bir çocuktan bahsediyorsak, okul başlangıcını bir dönem ya da bir yıl ertelemek tercih edilebilir. Zorunlu eğitime başlayacak bir çocuktan bahsediyorsak kararlı bir tavır sergilemek ve sorunun zaman içinde birlikte çözülmesi için çaba göstermek gerekir.
15-Çocuk okula kadar geldi, kapıdan dönmek istiyor.
Ne yapmalı?
– Sakinlik, güler yüz yapılması gereken ilk şey. Okulla ilgili çocuğu korkutan şeyin ne olduğunu ifade etmesine yardımcı olmak bir diğer önemli adım. Ders bitene kadar orada onu bekleyeceğinizi de söyleyebilirsiniz.
16-O sınıftayken, istiyorsa dışarıda onu beklemeli mi?
– Çocuğun kendini güvende hissetmesi için böyle yöntemler düşünülebilir. Ancak planlaması iyi yapılmalı. Aylarca okul kapısında bekleyen anne ve babalar olabiliyor çünkü.
17-Ödül veya ceza işe yarar mı?
– Ödül veya ceza kısa vadede sorunları çözüyormuş gibi görünür ama uzun vadede sorunları sadece ertelediğini ve daha büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olduğunu görürsünüz.
18-Sert ve otoriter bir öğretmen bu fobinin gelişmesinde etkili midir?
– Evet.
19-Okula uyum gösteremeyen çocuklarda bu fobi sonradan gelişebilir mi?
– Arkadaşlarıyla ilişki kurmakta zorlanan, derslerde kendini başarısız hisseden çocuklar zamanla okula gitme isteğini kaybedebilir. Böyle durumlarda anne-baba ve öğretmenlerin eleştirel bir tavır yerine destekleyici bir yaklaşım göstermesi gerekir. Özellikle sınıfta yapılacak grup çalışmaları, çocuğa verilecek küçük sorumluluklar bu tür sorunların çözümünde anahtar niteliğindedir.
20-Okula uyum sağlaması için ne yapılmalı?
– Çocuğun sınıfta kendini değerli ve başarılı hissetmesini sağlayacak her tür çalışma sorunun çözümüne yardımcı olacaktır. Grup çalışmaları, küçük sorumluluklar, oyun saatleri vb. her şeyin faydası olabilir.
21-Sınıf arkadaşları etkiler mi?
– Çocuklar oyun çağında okula başlar. Bu nedenle çocukların temel motivasyonu okulda bir şeyler öğrenmekten çok arkadaşlarıyla oyun oynamaktır. Okuldaki çocuklar bir arada ne kadar güzel vakit geçirirse, çocukların sorunlarını çözmeleri de o kadar kolaylaşır.
22-Okul değiştirmek çözüm mü?
– Hayır. Ancak okuldaki koşullar çocuğu çözümsüz bir noktaya getirdiyse ve bir şeylerin iyi olabileceğine dair inanç kaybolduysa düşünülebilir.
23-Bu korku bulaşıcı mıdır?
– Ailede okula gitme konusunda sıkıntı yaşamış birinin daha olması da (bir kardeş, yakın akraba, hatta anne-baba) çocuğun da okul korkusunu yaşamasını tetikleyebilir. Okul hakkında bilgisi az olan çocuk etrafındaki (güvendiği-sevdiği) insanların deneyimlerine inanacak ve kabul edecektir.
24-Komşular ve aile büyükleriyle durumu paylaşmalı mı? Onlar bu konuda çocukla konuşmalı mı?
– Çocuğun okul korkusunu saklamak, korkuyla birlikte utanmayı da beraberinde getirir.
Çocuk, ayıplanmakta olduğu duygusuna kapılır ve bu da sorunun büyümesine neden olur. Aile ve sosyal çevre durumu büyütmeden destekleyici bir tavır
içinde olmalı.
25-Okul fobisi yaşanmaması için neler yapmalı?
– Bir anda ortadan kaybolmayın, çocuğun ayrılma kaygısı daha da artar. Sınıf ya da koridorlarda uzun süre beklemeyin. Gideceğinizi çocuğunuza söyleyin. Eğer sabah ağlamaları iki haftadan daha uzun sürerse, öğretmeniyle konuşun. Şüpheleriniz varsa profesyonel yardım almak konusunda çekinmeyin.

OkulÖncesi Eğitim ve Okul Seçimi

Bir çocuk anne ve babasından aldığı kalıtımsal özelliklerle belirli potansiyellere sahip olarak doğar, ama bunun yanında dışuyaranlara da son derece açık, duyarlı bir durumdadır.

Daha ilk günlerden itibaren çocuğun içinde bulunduğu ortamlar (aile ve okul) ve çevresel faktörler çocuktaki bu potansiyel özelliklerin olumlu yönde gelişmesine yardımcı olabileceği gibi tam tersine olumsuz yönde bir gelişmeye de neden olabilir.

Bu açıdan ilk yaşam ortamı olan aile ve anaokullarında aldığı eğitim çocuğun gelecekte nasıl biri olacağını belirleme konusunda son derece etkilidir.

Çocuğun kendini ve içinde var olan potansiyellerinin farkına varması da büyük ölçüde bu dönemde gerçekleşir.

Bu dönem aynı zamanda diğer insanlar ve toplumsal kurallarla ilk karşılaştığı yani sosyalleşme dönemidir. Çocuk daha sonraki yaşamında kullanacağı, temel alışkanlıkları, tutum ve davranışları da bu dönemde kazanır.

Değişen bilgi çağı ile birlikte artık anaokulları eskiden olduğu gibi sadece çocukların bakıldıkları kurumlar olmaktan çıkmıştır.

Anaokullarının özelliklerinden bahsederken farkındaysanız akademik eğitimden ve kalitesinden hiç bahsetmiyoruz, çünkü çocuk ilkokulda zaten her şeyi fazlasıyla öğrenecektir.

Anaokullarında asıl önemli olan, önemsememiz gereken özellik; çocuğun araştırmacı, meraklı, girişimci olarak yetiştirilmesi, sahip olduğu potansiyelleri ortaya çıkaran, karşılaştığı problemlere çözümler ve alternatifler üretebilen özgüven sahibi, duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilen, sosyal ve aynı zamanda doğaya, insanlara saygılı çocuklar yetiştirmesi olmalıdır.

Yapılan araştırmalar ve incelemeler gösteriyor ki sağlıklı bir hamilelik çocuğun sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmesinde ne kadar önemliyse, sağlıklı bir okul öncesi de yaşamın daha sonraki dönemlerine temel olmak açısından o kadar önemlidir.

Ancak okul öncesi eğitimin öneminden bahsederken; şu ince çizgiyi iyi ayırt etmemiz gerekiyor.

Okul öncesi eğitimine kadar evde prens ve prenses olarak yetiştirilen, henüz bireyselleşememiş çocukların biricikliğini, özel olduğu hissinin yok olmasına neden olacak, kalabalıklar içinde kaybolacağı, birebir muhatap bulamayacağı, sesini duyuramayacağı okul ortamları kastetmediğimizi ve bu tarz ortamların çocuğun kişilik gelişimine yarardan ziyade zarar vereceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Erken dönemdeki desteklerin, ilerideki yıllardaki eğitimin maliyetini de büyük ölçüde azaltacağı, okulöncesi dönemde verilen eğitim; çocukların gerçek yaşamı daha erken dönemde fark etmelerine, kolay uyum sağlamalarına, okul ve yaşamda daha başarılı olmalarına da yardımcı olacağı unutulmamalıdır. Okulöncesi eğitim kurumuna giden çocuk, bir grup ortamı içinde davranmaya ve çalışmaya alıştığı için ilkokula da bir ölçüde hazırlanmış olur.

 

Okul öncesi eğitimle ilgili bilinmesi gerekenler;

Okul öncesi dönemde öğretmen, çocuğun ailesinden sonra değer verdiği en önemli kişidir. Öğretmenin çocuk okula ilk geldiği andan itibaren çocuğu ve aileyi iyi tanıması aile ile olumlu ilişkiler kurması ve eğitim süreci boyunca ailelerle çeşitli konularda işbirliği yapması son derece önemlidir.

Ailelerin de eğitimin devamlılığı açısından, okulda yapılanları yakından izlemeleri, öğretmenle çok yakın işbirliği içinde olmaları, olası eğitim hatalarını tekrarlamamak adına öğretmenden bilgi almaları son derece önemlidir. Olabildiği kadar okul ile ev arasındaki eğitim tutum ve davranışfarklarını ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için birebir çaba sarf etmeleri gereklidir.

 

 

Okul seçerken dikkat edilmesi gerekenler:

•             Öncelikli olan öğretmendir, çocuğun öğretmeni kim, nasıl bir performansı ve eğitim anlayışı var

•             Okulun bulunduğu mekân, sağladığı fiziki imkânlar, okul gereçleri çok önemlidir.

•             Okulun eğitim anlayışı

•             Anne babalar profesyonel eğitimciler değil, anne baba olmak ayrı bir şey, eğitimci olmak ayrı bir

şeydir. Okulun sadece çocukları değil, yönlendirmelerle, bilgilendirmelerle, seminerlerle anne

babaları da eğitimin içine katması gerekiyor. Anne babaların çocukların yetiştirilmesi ve eğitimiyle

ilgili yapabilecekleri hataları eğitimcilerin görmesi, düzeltmesi ve doğru davranışlara yönlendirmesi

•             Okulun lüksünden ziyade içinin doldurulması kalitesi daha önemlidir.

•             Okulda temizliğe dikkat edilmesi, güvenli bir ortam olması ve en önemlisi çocuğun burada kendini

rahat hissetmesi, oyun mekânlarının çocukların ihtiyaçlarına cevap verecek genişlikte, rahatlıkta

olması ve eğitim materyalinin kalite ve çeşitleri tercih sebepleri arasında yer almalıdır.

•             Kurum velilere sürekli açık olmalı, veli sınıfı istediği zamanziyaret edebilmeli

 

0-6 yaş döneminde çocuklarda soyut düşünce gelişmediği için bu yaş grubu için öğrenme somut ve deneye dayalı olmalıdır. Akademik, çocukları zorlayacak yaklaşımlardan kaçınılmalıdır.

Plan ve aktiviteler çocukların; zihinsel, bilişsel ve sosyal gelişimi ile kas ve ince motor gelişimini destekleyecek aktivitelerden oluşmalıdır.

Çocuklara günlük işleyişte bireysel davranabilme ortamı mutlaka sağlanmalı ve yukarıda değindiğimiz gibi çocuğun potansiyellerini keşfedebilmesi için tüm aktiviteler için seçme hakkı tanınmalıdır. Çocuklarda sosyalleşebilmesi, özgüvenin oluşabilmesi ve toplumsal kurallarının oluşabilmesi, gelişebilmesi için, pozitif ve destekleyici davranılmalı, kırıcı, örseleyici davranışlardan kaçınılmalıdır.

KAYNAK:milliyet.com